ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2013 Çarşamba

İşsizlik Artışı Kaçınılmaz Olacak

Bundan tam 1 sene önce dikkat çektiğim işsizlik konusunda 23 Ağustos 2012 tarihli yazımın başlığı “İşsizlik Oranında Artış Yaşanabilir !” idi.

Değerlendirmeyi aynen buraya aktarıyorum.

“Büyüme oranları, 2011’den beri azalan bir trend izlerken, durma noktasına gelen İşsizlik Oranlarındaki azalış, önümüzdeki dönemde yerini yükselişe bırakacak gibi gözüküyor. Böyle bir durumda çift haneli rakamlar tekrar görülebilir.

Son 1 yıllık süreçte çift haneli rakamları henüz görmedik ancak İşsizlik oranı her geçen dönem biraz daha artış gösteriyor. Haziran 2013 itibariyle Mevsim etkilerinden arındırılmış İşsizlik Oranı %9,70 seviyesine ulaşmış durumda.


Hem OVP hem de IMF raporlarında Büyüme oranlarının aşağı yönlü revize edilmesi göz önüne alındığında önümüzdeki dönemde İşsizlik oranlarındaki artışın devam edeceğini şimdiden söyleyebiliriz. 

-İşsizlik Artış Oranı ile Büyüme Oranı Karşılaştırma-

-İşsizlik Oranı ile Büyüme Oranı Karşılaştırma-

8 Ekim 2013 Salı

Orta Vadeli Program 2014-2016 (Özet)



Orta Vadeli Programın Temel Öncelikleri

- Cari açığı azaltmak,
- Yurtiçi tasarrufları artırmak
- Mevcut kaynakları üretken alanlara yönlendirmek
- Ekonominin verimlilik düzeyini yükseltmek
- Enflasyonu düşürmek,
- Kamu maliyesinde güçlü duruşu sürdürmek,
- Büyüme ve istihdamı artırmaktır,


23 Ağustos 2012 Perşembe

İşsizlik Oranında Artış Yaşanabilir !


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Mayıs ayı itibariyle İşsizlik Oranı %8,2 olarak açıklandı. İşsizlik Oranı böylece son 10 yılın en düşük seviyesini görmüş oldu. İşsizlik Oranı’nı daha doğru analiz etmek için mevsimsel etkilerden arındırılmış İşsizlik Oranı’na bakmak gerekir. Mayıs ayında mevsimsel etkilerden arındırılmış İşsizlik Oranı ise, 9,0% olarak açıklandı.

Bu tarz belli bir zaman serisindeki eğilimlerin doğru bir şekilde analiz edilebilmesi için mevsimsel etkilerden arındırılmış olması büyük önem taşımaktadır. Her yıl aynı dönemde tekrarlanan mevsimsel  hareketlerin ayrıştırılmasının yanı sıra, bayram ve haftasonu gibi takvimsel hareketlerin de dikkate alınmış olması gerekmektedir. Bu nedenle yazının bundan sonraki bölümünde tüm analizler mevsimsel etkilerden arındırılmış İşsizlik Oranı dikkate alınarak yapılacaktır.

Türkiye Ekonomisi, 2008 krizi sonrası  4 çeyrek üst üste küçülürken, 2009 sonrasında agresif bir büyüme trendi yakalayarak her çeyrek 5,0%’in üzerinde büyüme kaydetmiş, krizin etkilerinden kısa sürede kurtulmuştu. İç talep öncülüğünde yakalanan bu büyüme trendi, 2010 Aralık ayı itibariyle Merkez Bankası tarafından ekonomi için bir tehdit olarak algılanmış ve sıkı para politikası izlenerek ekonominin soğutulması hedeflenmişti. İçerde işler böyle devam ederken, küresel piyasalarda yaşanan daralma gün geçtikçe kendini daha da hissettirmeye başlamış, soğuma sürecini hızlandırmıştır.

Büyüme Oranları ile İşsizlik Oranları, korelasyonu oldukça yüksek verilerdir. Bu nedenle büyüme rakamlarında yaşanan hareketlilik işgücü piyasasının da kaderini belirlemektedir. Önümüzdeki dönemde büyüme tarafında yaşanacak negatif bir hareketlenme, İşsizlik Oranları’nı tekrar çift haneli rakamlara çıkarabilir.


Öncelikle, Büyüme ile İşsizlik arasındaki korelasyonu anlayabilmek adına aşağıdaki grafiğe bakmakta yarar var. (TÜİK tarafından açıklanan büyüme oranları çeyrek dönemler halinde açıklandığı için olduğu gibi, İşsizlik Oranları aylık bazda açıklandığı için çeyrek dönemler itibariyle ortalamaları hesaplanarak dikkate alınmıştır.)  İki veri için de bir önceki döneme göre hareketler izlenmekte olup, birbirleri arasındaki uyum oldukça dikkat çekicidir. Örneğin, 2009 1.çeyrek itibariyle bir önceki döneme göre,ekonomi 14,7% küçülürken, İşsizlik Oranı 14,6% artmıştır.


Aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere, büyüme oranları, 2011’den beri azalan bir trend izlerken, durma noktasına gelen İşsizlik Oranlarındaki azalış, önümüzdeki dönemde yerini yükselişe bırakacak gibi gözüküyor. Böyle bir durumda çift haneli rakamlar tekrar görülebilir.


FinansTeknik.com
Finans Teknik.com

2 Ekim 2010 Cumartesi

Evrim Teorisi Nedir ?

08 Nisan 2010 tarihinde yayınlanmıştır.


Evrim teorisi nedir diye merak ediyorsaniz ve ilginc bir ornek ariyorsaniz bu yaziyi okuyun.


Bugun bir ekonomi sitesinde, "Piyasanın altın kuralları değişiyor" başlıklı bir haber yapılmış. Başlığı okuduğumda Türkiye ekonomisinde son durumu anlatan bir yazıyla karşılaşacağımı düşünüyordum fakat ısmarlama ve gereksiz olarak yazıldığını düşündüğüm bir haberle karşılaştım. Türkiye ekonomisi hakkında şu günlerde söylenecek çok şey var ancak değerlendirmeyi başka bir yazıma bırakmak istiyorum. Bu yazımda ekonomi ve insan arasındaki ilişkiden bahsedeceğim.


Ekonomi ve insan arasındaki ilişki üç farklı dönemde oluşur. Birincisi, tanışma ve kaynaşma dönemidir. Bu dönemde sırf “genel kültür olsun” üç beş bir şeyler öğrenip, elindeki üç beş kuruşu değerlendirmek maksadıyla ekonomi hakkında belli başlı terimler ve tarihte yer edinmiş belli başlı olaylar öğrenilmeye çalışılır. Bu dönemde; gazete, dergi, internet veya konu hakkında bilgisi olan tanıdıklar vasıtasıyla öğrenme süreci devam eder.

Bir diğer dönem, akedemik eğitim dönemidir. Bu dönemde özellikle iktisat ve finans dersleriyle birlikte; arz, talep, fiyat, emek, sermaye, sanayileşme, altın standardı, bretton woods, ithal ikamecilik, enflasyon, imf, petrol krizi, finansal serbestleşme, konvertibilite, döviz kurları, borsa, eurobond, swap, future ve opsiyonlar … gibi ekonomi konusu doğuşundan günümüze kadar “teorik” olarak ele alınır. (Böyle anlatınca gözümün önüne 500-600 sayfalık iktisat kitapları geldi bir anda).


Diğer bir dönem ise, akedemik kariyerini tamamlayıp yeni mezun olanlar için üçüncü dönem olan tecrübe edinme ve uygulama dönemidir. Bu dönemde insanlar okulda öğrendiği tüm teorileri ve anadili gibi ezberlediği sayfa sayfa kitapları bir kenara bırakarak gerçek hayatla tanışırlar. Okulda öğrenilenler bir anda anlamsızlaşır. “O kadar şey öğrendik neye yarıyor” gibi düşünceler oluşmaya başlar. İşte işin püf noktası bundan sonra başlar. Okuldan alınan diploma; mezun olanlar için; “sen artık ekonomist oldun” anlamını taşımaz. Alınan diploma; “sen yolunu seçtin bir gün ekonomist olabilirsin” anlamını taşır, ANCAK FAKAT “çok çalışırsan ve bu alanda yıllarını harcarsan bir gün ekonomist olabilirsin” anlamını taşır. Şimdi ben bu yazıyı niye yazdım bilmiyorum. Sanırım Türkiye ekonomisinde öğrenilmesi gereken çok şey var. Bugün biri bana şöyle bir soru sordu buraya aktarayım; borsa düşerken, eur/usd paritesi düşerken dolar-TL kuru nasıl oluyor da 1,50 nin altına sarkıyor, bu işte bir terslik yok mu? diyor”


Piyasaya nerden geldiği belirsiz o kadar çok para girişi oluyor ki döviz kurları dengesini yitirebiliyor böyle durumlarda. Tam bu işte bir tuhaflık var dediğimiz anlarda karşımıza hep bu tür para girişleri olduğuna dair haberler geliyor. Tabi bıyıklı yabancılarımızı kutlamak lazım yasal yollardan kara para nasıl aklanır tüm dünyaya açıköğretim dersi veriyorlar. Net hata noksan kalemi de bayram ediyor bu sayede.