ihracat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ihracat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2014 Cumartesi

Türkiye'nin Yıllar İtibariyle İthalat ve İhracatı

Son dönemde Irak’da yaşanan sıkıntıların, ihracat tarafındaki Türkiye’ye yansımalarını yakın zamanda görüyor olacağız. Hafızamızı tazelemek adına Türkiye’nin yıllar itibariyle ihracat ve ithalat göstergelerini tekrar gözden geçirmekte fayda olduğunu düşünüyorum.

Aşağıdaki tabloda Türkiye’nin yıllar itibariyle İhracatının hangi ülkere yapıldığı ve toplam ihracat içindeki payları listelenmiş durumda. 2000 yılından bu yana, Almanya en büyük ihracat pazarımız olmayı sürdürüyor. Ancak 2000’li yıllarda %18,6 olan ihracat payı 2014 Nisan ayı itibariyle %9,4’e gerilemiş durumda. İhracat pazarlarımızın yıllar itibariyle çeşitleniyor olması, ilgili ülkelerde yaşanacak ticari risklerden korunmamız açısından büyük önem taşıyor. 


2014 Nisan ayı itibariyle Irak’ın ihracattaki payı %7,6 seviyesinde. 

2014 ilk çeyrek büyümesi ise, %4,3 olarak gerçekleşti. Dış talebin büyümeye pozitif katkısı %2,7 seviyesinde. Irak’da yaşanan sorunların ihracata etkileri ne derecede olursa olsun, büyümeye etkisi max. (%2,7 x %7,6) = %0,21 olur. Bu da demek oluyor ki Irak ihracatının durma noktasına gelmesinin büyüme üzerindeki etkisi %0,21 seviyesinde. Hali hazırda Irak’a yapılan ihracatın ne kadarı güvenli bölgelere ne kadarı sorunlu bölgelere yapılıyor belli değil. Bu konuyla ilgili açıklanan herhangi bir veri de bulunmuyor. Sadece rivayetlere göre Irak ihracatlarının %70-%75’lik kısmı güvenli bölgelere yapılıyor.  Eğer bu rivayet doğruysa Türkiye açısından çok da sıkıntı yaratmayacak gibi gözüküyor. Ayrıca, yaşanan sorunun 3-4 hafta içinde ortadan kalkmış olacağı düşünülüyor. Ancak bu rivayet doğru değil de Irak ihracatının büyük kısmı etkilenirse, Güneydoğu Anadolu’dan buraya ihracat yapan başta halı, tekstil, çimento ve inşaat sektörü Şirketleri olmak üzere çok büyük bir kısım sıkıntı yaşayabilir. Temkinli olmakta fayda var.


Yıllar itibariyle bakıldığında ihracatımızın %49,6’sını en yüksek payı alan 10 ülkeye yapmaktayız. Bu durum 2000’li yıllarda %62,4 seviyesindeydi. İhracat pazarlarımızın çeşitlendirilmekte olduğunu gösteren bir örnek.
   
Türkiye'nin Yıllar İtibariyle İhracat Yaptığı Ülkeler


Türkiye'nin Yıllar İtibariyle İhracatı Ürünleri




Aşağıdaki tabloda Türkiye’nin yıllar itibariyle ithalatının hangi ülkere yapıldığı ve toplam ithalat içindeki payları listelenmiş durumda. 2000 yılında olduğu gibi bugün de en büyük ithalat kalemimizi enerji ihtiyacından kaynaklanıyor. Nisan 2014 itibariyle toplam ithalatımızın %23,6’sı enerji ihtiyacından kaynaklanıyor. Ülkeler bazında ise, en büyük payı %11,3 ile Rusya alıyor. 

Yıllar itibariyle bakıldığında ithalatımızın %60’ını en yüksek payı alan 10 ülkeden sağlamaktayız.  



Türkiye'nin Yıllar İtibariyle İthalat Yaptığı Ülkeler



Türkiye'nin Yıllar İtibariyle İthalat Ürünleri




12 Ağustos 2013 Pazartesi

Küresel İthalat Büyümesi ve Türkiye’nin İhracatı

Merkez Bankası'nın çeyrek dönemlerde yayınlamakta olduğu Enflasyon Raporları'nda, KUTU adı verilen ayrılmış bölümlerde ekonomi ile ilgili güzel konular işleniyor. En son yayınlanan raporda beğendiğim bir konuyu sizlerle de paylaşmak istedim.  

İhracatın önemli bir belirleyicisi ihracat yapılan pazarlardaki büyümedir. Ticaret ortaklarımızın Türkiye’den yaptıkları ithalat dünya genelinden yaptıkları toplam ithalatlarının küçük bir kısmını oluşturduğu için, bu pazarlardaki toplam ithalat talebi Türkiye’nin ihracatı açısından büyük ölçüde bağımsız bir dış değişken olarak düşünülebilir. Bu kutuda Türkiye’nin ihracat yaptığı pazarlardaki büyüme incelenmekte ve Türkiye’nin ihracat büyümesiyle olan ilişkisi anlatılmaktadır. 
Küresel ithalat büyümesinin güçlü olduğu yıllarda Türkiye’nin ihracatı da hızlı artma eğilimi göstermiştir (Grafik 1). Ancak Türkiye’nin ihracatının ağırlıklı olduğu ülke veya sektörlerdeki talep dünya genelinden daha güçlü veya zayıf seyredebilmektedir. Örneğin Türkiye’nin ihracatının büyük bir kısmının yapıldığı Avrupa ülkelerinde küresel kriz sonrası toparlanmanın zayıf olması Türkiye’nin ihracatını olumsuz etkilemiştir. Daha güçlü bir toparlanma sergileyen ve dünya ticaretinde büyük ağırlığa sahip ABD ve Uzak Doğu ülkelerinin ise Türkiye ihracatındaki ağırlığı görece düşüktür. Türkiye’nin ihracat yaptığı ülke veya sektörlere özel bu tür farklılıkları doğru bir şekilde hesaba katabilmek amacıyla, ülke ve sektör bazında her ihracat pazarını Türkiye’nin ihracatı içindeki payıyla ağırlıklandırmak suretiyle bir “ağırlıklandırılmış küresel ithalat büyümesi” hesaplanmıştır. Grafik 2’de gösterilen bu küresel ithalat ölçüsünün Türkiye’nin ihracatı açısından anahtar bir belirleyici olduğu görülmektedir.





Grafik 2’deki yeni gösterge, Grafik 1’deki ağırlıksız küresel ithalat büyümesinden oldukça farklı sonuçlar verebilmektedir. Örneğin, Grafik 1’e dayanarak Türkiye’nin ihracat performansının 2010 ve 2011 yıllarında dünya ithalat büyümesiyle karşılaştırıldığında zayıf kaldığı şeklinde bir izlenim edinilebilir. Ancak Grafik 2’de bu izlenimin doğru olmadığı görülmektedir. Avrupa’nın ihracatımızdaki yüksek ağırlığını hesaba katan Grafik 2’deki ölçü, ihracat büyümemizin kriz sonrasında ithalat pazarlarındaki büyümeye eşit veya daha güçlü olduğunu göstermektedir. 
Grafik 1 ve 2 ile ilgili not edilmesi gereken diğer bir husus ise, bu grafiklerdeki Türkiye ihracatı serisinin doğrudan TÜİK’ten değil, analizde içsel tutarlılık amacıyla UNCTAD’tan (anılan 100 ülkenin Türkiye’den yaptıklarını rapor ettikleri ithalat miktarlarının toplamı olarak) alınmış olmasıdır. Ancak bu iki serinin büyüme oranları birbirine oldukça yakındır (Grafik 3). Grafikteki son gözlem olan 2012 yılı ile ilgili ilginç bir bulgu ise, ticaret ortaklarımızın ithalat kayıtlarına göre Türkiye’nin 2012’deki toplam ihracat artışının altın dışı kalemlerden kaynaklanan kısmının TÜİK verilerine kıyasla oldukça yüksek olduğudur.



Grafik 2’deki küresel ithalat göstergesinden özetle şu sonuçlara ulaşılmaktadır:
Örneklem döneminde (1995-2012 yıllarında) Türkiye’nin ihracat artışı ithalat pazarlarındaki büyümeden belirgin şekilde daha hızlı olmuştur. Bu büyüme farkının ima ettiği pazar payı artışı bir endeks olarak Grafik 4’te gösterilmektedir. Anılan pazar payı artışı özellikle 2001 krizi sonrasında (2001-2003 döneminde) çok güçlü olmuş, 2004 ve sonrasında da yüksek olmaya devam etmiştir. TL’nin aşırı değerli olduğuna dair tartışmaların zaman zaman gündeme geldiği 2009 ve 2010 yıllarında anılan artış ara vermekle birlikte 2011 ve 2012 yıllarında tekrar hız kazanmıştır. Son olarak, Grafik 2’deki ihracat büyüme hızında 2004 yılı sonrasında görülen azalma ihracat performansındaki bir düşüşten çok ihracat pazarlarımızın büyüme hızındaki aşağı yönlü bir eğilimi yansıtmaktadır.

Kaynak: TCMB

8 Ağustos 2012 Çarşamba

İhracatta İşler Yolunda Gitmiyor


Geçtiğimiz günlerde açıklanan 2012 yılı Haziran ayı dış ticaret verilerine göre 2011 yılının aynı ayına göre ihracatımız %16,9 artarken ithalatımız %5,4 oranında azalış göstermiş. Mevsimsel etkilerden arındırılmış seriye göre; ihracat %16,9 oranında artarken ithalat %1,5 oranında azalmış.

2011 Haziran ayında %52,5 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2012 Haziran ayı itibariyle %64,9’a yükselmiş.

Haziran 2012 için açıklanan veriler ihracatın yolunda gittiğini gösterse de maalesef işin aslı hiç de öyle değil. Öncelikle şunu söyleyeyim; bir önceki senenin aynı ayı ile veri karşılaştırmak ihracatın nereye doğru gittiği hakkında en ufak bir ipucu dahi vermez. İhracatın nereye gittiğini görebilmek adına en azından son 3 yılın aylar itibariyle nereye gittiğini analiz etmek gerekir.

2010 Ocak ayında aylık 7,5 milyar USD olan İhracat, 2012 Haziran ayı itibariyle aylık 13,5 milyar USD'ye yaklaşmış durumda.  Aşağıdaki grafikte “toplam ihracat” ile “Altın hariç ihracat” rakamı karşılaştırılmakta. Mart 2012’den beri toplam ihracatta ciddi bir azalış gözükmemesine rağmen altın hariç ihracata baktığımızda ikinci çeyrek itibariyle performans gerçekte epey düşmüş bulunuyor.



( 2010 İtibariyle İhracat )


( Bir önceki senenin aynı ayına göre aylık İhracat Artış Oranı )


Altın ihracatının büyümeye herhangi bir katkısı bulunmuyor. Çünkü ihraç ettiğimiz altın kendi üretimimiz değil. Bu altın daha önce ithalat yoluyla gelmiş altın. Dolayısıyla büyüme rakamlarının üretim yöntemiyle hesaplandığını da varsayarsak, üretime konu olmayan bir şeyin büyümeye etkilemesi mümkün değil. İkinci çeyrekte ihracat performansının gerçekte düşmesi ekonomideki büyümeye etkisinin de gerçekte düşük çıkmasına yol açacak. TİM’in ihracatçı birliklerinin kayıtlarına dayanan verilerine göre Temmuz 2012’de “altın hariç” ihracatta %8’e yakın düşüş göreceğiz.

Avrupa’da resesyonun giderek derinleşmesi ve altın hariç ihracat performansındaki azalış, 3.çeyrek için büyüme umutlarının azalmasına neden oluyor. Orta Doğu’ya yapılan ihracatın (altın ihracatı nedeniyle) geçici olarak artmış olması içinde bulunduğumuz 2.Çeyrek rakamlarını olduğundan iyi göstermekten başka birşeye yaramayacak gibi gözüküyor.

2008 yılında toplam ihracatın %50’si AB ülkerine yapılırken Haziran 2012 itibariyle %37 seviyelerine gerilemiş durumda. Avrupa'da yaşanan resesyon ve altın ihracatının ağırlıklı olarak Orta Doğu'ya yapılıyor olması toplam ihracattan pay alan ülkelerin oranlarının değişmesine neden oluyor. Son 4 yıllık durumu aşağıdaki grafikte görebilirsiniz.

( 2008 İtibariyle Toplam İhracattan Pay Alan Ülkeler )

Ayrıca Haziran ayında altın ithalatının ihracatına yetişmesi, bu ihracatın dış açığa olumlu etkisini de ortadan kaldırmış bulunuyor.

( 2010 İtibariyle Altın İhracatı ve Altın İthalatı )


Son söz; 2.Çeyrek itibariyle ihracatta işler yolunda gitmiyor. Bugünlerde not arttırımı beklentisiyle 1,77’lere inen Dolar/TL, 65bin seviyelerine zıplayan İMKB bakalım ne zaman tam tersine dönecek.


FinansTeknik.com
Finans Teknik.com