abd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2013 Çarşamba

Günün Öne Çıkan Başlıkları 11/12/2013




Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı; TCMB’nin üç farklı politika faizi var.

Bugün açıklanan Ekim ayı cari açık beklentilere paralel 2,9 milyar dolar olarak açıklandı. Diğer bir gelişme, TCMB Başkanı Erdem Başçı’nın yaptığı açıklama oldu. Artık üç farklı politika faizi (TCMB’nin %4,5 ve %6,75 olan “istikrar fonlama oranları” ve %7,75 olan “marjinal fonlama oranı”) olduğunu belirten Başçı yakın zamanda faiz artırımı planlamadıklarını, para politikası duruşlarının yeterli olduğunu ve 50 milyon dolarlık döviz satım ihalesine devam edileceğini belirtti.

Konuşmasında, yurt içi talep ve ihracatın ılımlı büyüme eğilimlerini koruduğunu belirten Başçı, “hanehalkının aşırı borçlanmasıyla ilgili tedbirlerin cari işlemler açığındaki iyileşmeyi destekleyeceğini belirtti. Ayrıca, enflasyon görünümünün orta vadeli hedeflerle uyumlu olana kadar para politikasındaki temkinli duruşun korunacağını ifade etti.

EUR/USD paritesi yükselmeye devam ediyor.

BIST 100, günü %0,21 kayıpla 73.965 puanla tamamladı. Dolar/TL ise, 2,04 seviyesini aşmış durumda.

Dolar, euro karşısında gerilemeye devam ediyor. Parite 1,38’e yakın seviyelerde.

Gösterge tahvil faizi gün içinde %8,98’e kadar geriledikten sonra günü tekrar yükselerek %9,06 seviyesinde tamamladı.

Altın 1257 seviyelerine çekildi. Brent petrol 109 dolar seviyesinde.

ABD’de Ocak ayındaki borçlanma sorunu çözüldü.

ABD’de uzun süredir beklenen federal hükümetin Ocak ayı sonrasında da borçlanmasına imkan verecek, kamu finansmanını istikrara kavuşturacak bütçe çerçevesi üzerinde anlaşmaya varılmasıyla, Fed kaynaklı endişeler tekrar alevlenmiş durumda.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) İcra kurulu üyesinin bir Alman gazetesinde yer alan söyleşisinde, bankanın daha fazla gevşeme adımı atılması ihtimalini reddetmediğini, şu an için buna ihtiyaç duyulmadığını belirtmiş. Politika faizinde yeniden indirime gidilmesi, mevduatta negatif faize geçilmesi veya ek likitide sağlanmasını gibi seçeneklerin gözününde bulundurulduğunu, bu tür seçeneklerin akıbetinin ekonomik gelişmelere bağlı olduğunu iletilemiş durumda.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Yurtdışı Piyasalar - Bölgesel Değerlendirmeler

 Asya ve ABD ekonomileri olumlu tablo çiziyor. Avrupa’da riskler sürüyor…
Euro Bölgesi’nde ülke bütçelerinde gözlemlenen iyileşme ve sıkı kredi koşulları büyüme üzerine olumsuz etki ederken; ABD için ise ekonomik koşullar büyümeyi destekliyor. Gelişmekte olan ülkeler için durum daha olumlu. Asya, Latin Amerika ve Afrika ülkelerinin 2013 yılında daha güçlü bir büyüme performansı göstermesi bekleniyor. Ancak, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri büyüme oranının 2012’nin altında kalması bekleniyor.

Gelişmiş Avrupa Ekonomilerindeekonomik aktivitedeki zayıflık devam ediyor. Enflasyon baskısı bölge için giderek ılımlı bir görünüme kavuşuyor. Eğer Avrupa’daki politika yapıcılar kapsayıcı bir bankacılık birliği oluşturabilir ve yapısal reformlar büyümeyi olumlu etkileyecek nitelikte olursa bölgedeki büyüme oranları çevre ülkelerden gelecek katkıyla iyileşir.

Gelişmekte olan Avrupa ülkeleri Euro bölgesine göre daha ılımlı bir tablo çiziyor. 2013 büyüme rakamının ılımlı olmasına, finansal piyasadaki iyileşme sinyalleri ve finansal koşullarındaki gevşeme neden oluyor. Ancak, Euro bölgesinin karşı karşıya olduğu uzun süreli durgunluk bölge için aşağı yönlü risk olarak dikkat çekiyor. Gelişmekte olan Avrupa’nın öncelikli ihracat pazarının Euro bölgesi olması bu riski önemli kılıyor. 

ABDekonomik görünümü Avrupa’ya göre daha olumlu. Kredilerdeki büyüme, bankaların borç verme koşullarının gevşetilmiş olması, inşaat faaliyetlerinin 2012 yılında ivme kazanması, konut fiyatlarındaki artış ve işsizlik oranını %8’in aşağısına çeken istihdam rakamları bu olumlu tablonun nedenleri. Euro bölgesi borç krizinin kötüleşmesi halinde ABD uluslararası ticaret ve finansal kanallar yoluyla olumsuz etkilenecektir. Böyle bir durumda riskten kaçmak isteyen yatırımcılar, Amerikan dolarını güçlendirebilir. IMF ayrıca, 2016 yılının başlangıcında Fed’in faizleri yukarıya çekeceğini ancak büyümeye ilişkin yukarı yönlü risklerin somutlaşması halinde bu kararın daha da erken alınabileceğini öngörüyor.

Asyaekonomilerinde iş gücü piyasasının, tüketime ve özel yatırımlara katkısının devam edeceği öngörülüyor. Özellikle Çin kaynaklı bölge içi talebin ve Japonya’daki politika kararlarıyla gelen iyileşmenin bölgeye olumlu yansımaları oldu. Yen’de yaşanan değer kayıpları bölge ekonomilerinden bazılarını doğrudan Japonya ile rekabete iterken, Japonya ile kaynak zinciri açısından bağı olan ekonomiler için olumlu bir unsur oldu. Japonya’daki parasal genişlemenin başarılı olabilmesi için  büyüme ve mali reformlarla desteklenmesi şart. 

Latin Amerika için 2013’te artan dış talep ve bazı ülkelerde yapılan para politikasındaki gevşemenin büyümeye katkı yapması bekleniyor. Yapılan büyüme tahminlerinde en göze çarpan yükseliş Brezilya’ya ait. 2012’de %0.9 büyüyen Brezilya ekonomisinin 2013 yılında %3 büyüyeceği tahmin ediliyor. Latin Amerika’da politika yapıcıların mali önlemleri güçlendirmesi, finansal kırılganlıkların sınırlandırılması ve büyümeyi destekleyici adımlarla hareket edilmesi gerekiyor. 

Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri özellikle de Avrupa kıtasında yer alanlar ekonomik yavaşlamadan en çok etkilenen ülkeler. İç talepteki azalış bu olumsuz görünüme katkı yapıyor. Rusya için ihraç edilen petrolün fiyatının artık yükselmiyor oluşu, iç talebi azaltan önemli bir etken. Bölge için yapısal reformlar ve kurumsal iyileşme önemli.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerininbüyüme tahminlerini, karşılaşılan politik riskler ve petrol üretimindeki düşüş olumsuz etkiliyor. Bölgenin toplam petrol üretiminin küresel ölçekte azalan petrol talebi ile birlikte 2013 yılında azalması öngörülüyor. Petrol ithalatçısı bölge ülkeleri ise ekonomik görünüm açısından 2012’den daha olumsuz bir tabloya sahip. Öncelikle, Arap baharının ve Suriye’deki iç çatışmanın yarattığı belirsizlikler turizm gelirlerini (özellikle Mısır ve Lübnan için) düşürmüş durumda. Yüksek emtia fiyatları ve Avrupa kaynaklı azalan talep bu olumsuz tabloya katkı yapıyor. Doğrudan yabancı yatırımlar ve ihracat düşüyor.