enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2013 Çarşamba

Fed Tahvil Alımlarını Azalttı - Günün Öne Çıkan Başlıkları 18/12/2013



Fed Tahvil Alımlarını Azalttı

Fed’in merakla beklenen toplantı kararları açıklandı. Tahvil alım miktarı Ocak ayından itibaren 10 milyar dolar azaltılarak 85 milyar dolardan 75 milyar dolara çekiliyor. (5 milyar usd konut sektörü endeksli tahviller, 5 milyar usd devlet tahvillerinden)

Alınan bu karar tahvil alımlarının önümüzdeki dönemde azaltılmaya devam edileceği anlamına gelmiyor. Enflasyon ve işsizlik verilerinin izlenmeye devam edileceği ve toparlanmanın sürmesi durumunda azaltıma devam edileceği yönünde bir görüş hakim. Bu da Ocak ve Mart ayında yapılacak toplantılar için hiçbir şeyin henüz netleşmediğini gösteriyor.

Ayrıca, önümüzdeki dönemde işsizlik tarafında iyileşme gelse dahi, enflasyonun orta vadeli %2 hedefinden uzak kalması durumunda sıfır faizli politikaya devam edileceği mesajı verildi.

Sıfır Faiz Politikasına Devam

Tahvil alımlarının azaltılmasına başlanmış olmasına rağmen sıfır faiz politikasının devam edilecek olması gelişmekte olan piyasalar için olumsuz anlamda çok da sert hareketler görmeyebileceğimize işaret ediyor.

Enflasyon; Gelişmiş Ülkelerin Korkulu Rüyası

Düşük faiz ortamı ve piyasalara pompalanan o kadar paraya rağmen, enflasyon düşük kalmaya devam ederek gelişmiş dünya ülkelerinin korkulu rüyası olmaya devam ediyor. Politika yapıcılar içinse durum sürekli çıkmazlık içerisinde. Hem ABD, hem de Euro Bölgesi tarafında enflasyonun gelecekteki durumu Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından izlenmesi gereken en önemli mesele.

BIST 100, günü hafif yükselişle 71.417 puandan kapadı.

ABD 10 yıl vadeli hazine tahvilinin faizi karar sonrası %2,89’u aştı ancak tekrar geri çekildi. EUR/USD paritesi karar sonrası 1,3680 seviyesine çekilerek Dolar/TL ise, 2,06 seviyelerine yükselmiş durumda.

Altının onsu 1.220 dolar seviyelerine çekilirken, brent petrol 109,3 seviyelerine yükselmiş durumda.  

Merkez Bankası Sıkılaştırma Kararı Verdi

Dün yapılan PPK toplantısı sonucunda Merkez Bankası (MB) beklendiği gibi faiz oranlarında bir değişikliğe gitmedi. Gecelik borç verme faizi %7.75, piyasa yapısı bankalar için borçlanma imkanı %6.75, gecelik borçlanma faizi %3.5, 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranı ise %4.5 seviyesinde bırakıldı.
Ancak MB likidite politikasına ilişkin yeni bir açıklama yaparak, TL likiditesinde sıkılaştırma yaparak,   1 haftalık repo ihalesinden verilecek en fazla fonlanma miktarını 10 milyar TL’den 6 milyar TL’ye düşürdü. 

Ayrıca, piyasa yapıcısı bankalara sağlanan toplam fonlama imkanı, DİBS ihalelerinden alınan ihraç değerinin %7’sinden %2’sine düşürüldü. Böylece piyasa yapıcısı bankalara tanınan fonlama imkanı mevcut durumda 23 milyar TL’den 6.5 milyar TL’ye düşürülmüş oldu. Karar sonrası gösterge tahvil %9,30 seviyelerine kadar yükseldi.

6 Aralık 2013 Cuma

Günün Öne Çıkan Başlıkları 05/12/2013

ABD’den gelen olumlu veriler sonrası FED, tahvil alım programına dair kaygıları artırarak borsalarda satışa neden oluyor. Bugünlerde ABD’den gelen her olumlu haber, dış dünyaya olumsuz olarak etki ediyor.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi, ek parasal gevşeme haberleri bekleyenleri hayal kırıklığına uğratarak güvercinvari duruşunu korudu. Yaptığı açıklamalar sonrası piaysalar üzerindeki etkisi sınırlı oldu.

BIST 100, iyi gelen ABD verileri sonrasında günü %1,50 kayıpla 71.991 puanla kapattı.

Verilerin ardından dolar euro karşısında değer kaybetti. Eur/Usd paritesi 1,3650’nin üstüne yükselirken, Usd/TL paritesi’ndeki düşüş de devam ediyor. Kur 2,0370 seviyesinde.

Altın gerilemeye kaldığı yerden devam ederek 1225 dolar seviyesine indi. Petrol’de gerilemeye devam ediyor. Brent petrol 111 dolar seviyesinde.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) politika değişikliğine gitmedi.

Avrupa Merkez Bankası (ECB), beklentiler paralelinde değişikliğe gitmeyerek faiz oranlarını %0,25 seviyesinde bıraktı. Ayrıca bankaların merkez bankasında tuttukları mevduatlar için belirlenen faiz oranını %0 seviyesinde bıraktı.

Draghi’nin açıklamalarıyla EUR/USD paritesi yükseldi.

Faizde indirim kararı konusunda tamamen haklı olduklarını belirten Draghi, ekonomik görünüm için risklerin hala aşağı yönlü olduğuna dikkat çekti. Para politikası araçlarının gerektiği sürece destekleyici olacağını, bu doğrultuda her türlü enstrümanı kullanmaya (eksi mevduat faizi verilmesi konusu) hazır olunduğu mesajını verdi. Orta ve uzun vadede enflasyonun %2’lik hedeflerine yakın seyredeceğini belirtti.

ECB’nin revize ettiği son tahminler aşağıdaki gibi.

Büyüme tahmini
2013 için, -%0,4 daralma olarak tuttu.
2014 için,%1,0’den %1,1’e revize edildi.
2015 için, %1,5.

Enflasyon tahmini
2013 için, %1,5’ten %1,4’e revize edildi.
2014 için,%1,3’ten %1,1’e revize edildi.
2015 için, %1,3.

ABD’den gelen olumlu veriler ECB’yi gölgeledi.

ABD'de gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) bu yılın üçüncü çeyreğinde kaydettiği büyüme, daha önce açıklanan yüzde 2.8 seviyesinden yüzde 3.6'ya revize edilerek beklentilerin üzerinde gerçekleşti ve 2012'nin ilk çeyreğinden bu yana en güçlü seviyede açıklandı.ABD'de ikinci çeyrek GSYH büyümesi nihai yüzde 2.5 olarak açıklanmıştı.

ABD'de işsizlik maaşı başvuruları 30 Kasım'da sona eren haftada 298bin'e gerileyerek beklentilerin altında açıklandı. (Beklenti: 325bin)

ABD’de fabrika siparişleri Ekim ayında %0,9 ile beklenenden az düşüş kaydederek olumlu geldi. (Beklenti: %1 düşmesiydi)

Açıklanan veriler sonrasında ABD’nin 10 yıllık tahvillerinin getirisi yüzde 2.85'e yükseldi.

İngiltere Merkez Bankası (BOE) faizleri değiştirmedi.

İngiltere Merkez Bankası (BOE), beklentiler paralelinde değişikliğe gitmeyerek faiz oranlarını %0,50 seviyesinde bıraktı. Mart 2009 tarihinden bu yana faiz oranı değişmemiş oldu.

BOE, Varlık Alım Programını da değiştirmeyerek, 375 milyar sterlin olarak bıraktı.

Japınya Ekonomik Büyümeye destek paketini onayladı.

Japonya 182 milyar tutarlı ekonomik pakete onay verdi. Paketin merkezini 54 milyar dolar tutarlık harcama imkanı oluşturuyor, geri kalanı ise hükümet onaylı bankaların sağlayacağı krediler ve önceden planlanmış olan yerel yönetim harcamalarından oluşuyor.  Onaylanan paketin ekonomik büyümeye %1,0 katkı sağlaması ve 250 bin kişiye iş imkanı yaratması bekleniyor.



3 Aralık 2013 Salı

Günün Öne Çıkan Başlıkları 03/12/2013

ABD’den gelen olumlu imalat verileri sonrası, Aralık ayında parasal genişlemenin (QE) azaltılacağına ilişkin beklentiler de artmış durumda. Gelişmekte olan piyasaları saran tedirginliğün de artmasıyla, BIST 100 endeksi bugün de düşüşünü devam ettirdi ve günü 73.087,49 puandan tamamladı. Düne göre %2,49 oranında değer kaybetti.

Dolar/TL paritesi 2,04 seviyelerinde günü tamamlarken, Eur/Usd paritesi de 1,3591 seviyelerine çıkmış durumda.

Altın 1220 dolar seviyelerinde hareket ederken, brent petrol %1’e yakın artışla 113 dolar seviyelerine yükselmiş durumda.

Bu hafta Moody’s Türkiye ilgili önemli açıklamalar yaptı; FED ‘in parasal genişleme programında yapacağı azaltımın global finansal piyasalar genelinde büyük olasılıkla daha yüksek fonlama maliyetlerine, daha fazla sermaye çıkışına ve kredi temin edilebilirliğinde azalmaya yol açacağını, ancak bunun Türkiye ekonomisinin çeşitli sektörlerine yapacağı etkinin büyük olasılıkla sınırlı ve kısa süreli olacağını bildirdi. Ancak piyasada çok farklı görüşler hakim olduğu için bu açıklamaların yurtiçi piyasalar üzerinde olumlu bir etkisi görülmedi. Ayrıca ekonomistlerin ağırlıklı yorumlarına baktığımızda, sermaye çıkışlarının kalıcı olması halinde Türkiye açısından etkinin sınırlı olacağı düşünülmüyor.

Yurtiçinde Kasım ayı enflasyon verileri açıklandı. TÜFE  piyasa beklentisi olan % 0,46 altında % 0.01'lik artış gösterdi ve yıllık bazda TÜFE % 7,32 olarak açıklandı. Eflasyonun beklentilerin altında açıklanmasının piyasalar üzerinde olumlu bir etkisi olması beklenirdi ancak FED kaygıları baskın geldi ve TRY üzerinde olumlu bir etki görmedik.  

Gelişmekte olan ülkeler enflasyona endeksli tahvillere yöneliyor.

Gelişmekte olan piyasaların enflasyona endeksli tahvil piyasası büyüklüğü yaklaşık 550 milyar dolar seviyelerine erişmiş durumda. Bu yıl ilk kez enflasyona endeksli tahvil ihraç eden Hindistan, bundan sonra da bu tür tahvil ihraçlarını devam ettirecek gibi gözüküyor. Filipinler de gelecek yılın ilk dönemlerinde enflasyona endeksli tahvil ihracına hazırlanıyor. Türkiye, Hindistan Brezilya ve Tayland toplamda 12,7 milyar dolar tahvil ihraç etti. Bu rakam bir önceki yıla kıyasla %27 artışa işaret ediyor.

Japonya’nın yıllardır süren deflasyondan çıkış ve ekonomik büyümeye destek paketi üzerinde çalışmaya başladığı bilgileri geliyor. Ekonomik büyümeye destek amacı ile paketin 182 milyar dolar civarında olacağı, orta ve küçük ölçekli şirktlerin destekleneceği belirtiliyor.

Euro bölgesinde ise Portekiz, 6,64 milyar euroluk tahvil ihracıyla finansman konusundaki şüpheleri şimdilik kaldırmış durumda. 2011 yılında Avrupa Birliği, IMF ve Avrupa Merkez Bankası’ndan oluşan troykadan 3 yıllık programla 78 milyar euroluk finansal yardım alan Portekiz Hükümeti, kurtarma paketinin koşulları doğrultusunda geniş çaplı kesintilere girmiştir. Portekiz Hükümeti 2014 bütçesi kapsamında uygulayacağı vergi zamları ve kesintiler yoluyla 3,9 milyar Euro tasarruf sağmayı planlamakta.

15 Ağustos 2013 Perşembe

Enflasyon Raporu 2013 - III açıklandı !

ABD Merkez Bankası’nın tahvil alımlarını yakın bir gelecekte azaltabileceğine dair verdiği sinyaller Mayıs ayından itibaren gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına yol açmıştır.

Küresel iktisadi faaliyet zayıf seyrini korurken küresel büyümeye dair tahminler aşağı yönlü güncellenmektedir. ABD ekonomisindeki istikrarlı büyümeye rağmen, gerek Euro Bölgesi ekonomilerindeki zayıf seyir gerekse gelişmekte olan ülkelerdeki yavaşlama eğilimi sürmektedir.

2012 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren enflasyon görünümünün iyileşmesi ve sermaye girişlerinin güçlenmesi nedeniyle TCMB kademeli olarak parasal genişlemeye gitmiştir.

2013 yılının Mayıs ayına kadar kısa vadeli faiz oranları daha düşük seviyelere indirilirken TCMB ortalama fonlama faizi düşürülmüştür. Ayrıca sermaye girişlerinin finansal istikrar üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması amacıyla da Rezerv Opsiyonu Katsayıları (ROK) kademeli olarak artırılmıştır.

Mayıs ayının sonlarından itibaren yaşanan gelişmeler para politikası duruşunun değiştirilmesini gerektirmiştir. Bu dönemde küresel para politikalarına dair artan belirsizliklerin hızlı sermaye çıkışlarına, Türk lirasında aşırı değer kaybına ve finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açması üzerine TCMB piyasaya verdiği likiditenin kompozisyonunu değiştirerek likidite politikasını sıkılaştırmıştır.

Kurul, enflasyon görünümü orta vadeli hedeflerle uyumlu olana kadar para politikasının temkinli duruşunun korunacağını belirterek gerektiğinde ek parasal sıkılaştırmaya gidilebileceğini ifade etmiştir.

Küresel Ekonomideki Belirsizlikler Devam Ediyor…

Öte yandan Kurul, küresel ekonomiye dair belirsizliklerin ve sermaye akımlarındaki oynaklığın devam ettiğine dikkat çekerek Türk lirası likidite politikasının esnekliğinin artırılmasına karar vermiştir.

Son dönemde kredi faizleri de yukarı yönlü bir hareket göstermiştir. Likidite koşullarına daha hızlı tepki veren ticari kredi faizlerinde daha belirgin bir artış gözlenirken tüketici kredisi faizlerindeki artış daha sınırlı olmuştur.


Öte yandan, bankaların Türk lirası fonlama maliyetini temsil eden mevduat, para takası ve TCMB ortalama fonlama faizi ile bankalarca ihraç edilen bono/tahvil faizleri de yükseliş göstermiştir

Finansal piyasalardaki belirsizliğin artmasına bağlı olarak hem kredi arzının hem de kredi talebinin büyüme hızlarında bir miktar yavaşlama gözlenebilecektir. Bununla birlikte 2013 yılı sonu itibarıyla kredilerin yıllık büyümesinin referans oranın (%15) üzerinde gerçekleşmesi beklenmektedir.

Enflasyon 2013 yılının ikinci çeyreğinde öngörülenin üzerinde bir artış göstererek çeyrek sonu itibarıyla yüzde 8,3 düzeyinde gerçekleşmiştir. Enflasyonun beklenenden yüksek seyretmesinde esas olarak Nisan Enflasyon Raporu’nda yukarı yönlü risk oluşturduğu vurgulanan işlenmemiş gıda fiyatlarındaki gelişmeler belirleyici olmuştur.

Döviz kuru gelişmelerinin temel mal grubu fiyatları üzerindeki etkileri henüz gözlenmezken, temel enflasyon göstergeleri ikinci çeyrekte yatay bir görünüm sergilemiştir.

Finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, yılın ikinci yarısında iç talebin Nisan Enflasyon Raporu’nda öngörülene kıyasla daha zayıf seyretmesine neden olabilecektir.

Küresel Büyümeye İlişkin Tahminler Aşağı Çekiliyor…

2013 yılının ikinci çeyreğinde dış talep zayıf seyrini korumuştur. Bu dönemde Euro Bölgesi iktisadi faaliyetindeki yavaşlama devam ederken küresel büyümeye ilişkin tahminler aşağı çekilmiştir.

Nisan ayında 103 ABD doları olarak belirlenen 2013 yılı ortalama petrol fiyatı varsayımı, yukarı yönlü güncellenerek 107 ABD dolarına yükseltilmiştir. Temelde döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmeler göz önüne alınarak 2013 yıl sonu enflasyon tahminini 0,8 puan, 2014 tahminini ise 0,2 puan yukarı yönlü güncellenmiştir.

Son dönemde işlenmemiş gıda fiyatlarında gözlenen olumsuz seyrin geçici olacağı ve fiyatların Ağustos ayından itibaren kademeli olarak normalleşeceği varsayılmıştır.

2013 yılsonu Enflasyon Beklentisi %6,2

Politikasının genel olarak sıkı tutulduğu, faiz koridorunun gerektiğinde aktif olarak kullanıldığı ve kredilerin yıllık büyüme oranının 2014 yılının ortalarında yüzde 15 düzeyine indiği varsayılmıştır. Bu çerçevede enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2013 yılı sonunda yüzde 5,2 ile yüzde 7,2 aralığında (orta noktası yüzde 6,2), 2014 yılı sonunda ise yüzde 3,3 ile yüzde 6,7 aralığında (orta noktası yüzde 5,0) gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Enflasyonun orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağı
Öngörülmektedir.

Küresel ekonomideki kırılganlığa ve küresel düzeyde para politikalarına ilişkin artan belirsizliklere bağlı olarak sermaye akımlarındaki oynaklığın devam etmesi esnek bir politika çerçevesini gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde küresel likidite koşulları para politikası üzerinde belirgin rol oynayacaktır.

Enflasyon ve finansal istikrar görünümü üzerinde oluşabilecek risklere karşı ,TCMB döviz kurundaki aşırı oynaklığı azaltmak amacıyla faiz koridorunu ve diğer para politikası araçlarını etkin bir şekilde kullanacaktır.

Küresel ekonomideki toparlanmanın gecikmesi ve bunun sonucunda gelişmiş ülke merkez bankalarının uzunca bir süre miktarsal genişlemeye devam etmesi durumunda ise; TCMB Türk lirası
likiditesini bollaştırarak kısa vadeli faiz oranlarını düşük düzeylerde tutarken zorunlu karşılıklar ve Rezerv Opsiyonu Mekanizması aracılığıyla hızlı sermaye girişlerinin finansal istikrar üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlayacaktır.

Küresel Büyüme Yavaşlıyor…

Geçtiğimiz üç aylık dönemde açıklanan veriler, küresel iktisadi faaliyetin yılın ilk çeyreğinde zayıf seyrettiğine ve bu seyrin yılın ikinci çeyreğinde de devam ettiğine işaret etmektedir. Söz konusu zayıf seyirde gelişmekte olan ülkelerin olumsuz büyüme performansı belirleyici olurken, Euro Bölgesi’nde
devam etmekte olan durgunluk ve Çin ekonomisinde gözlenen yavaşlama küresel büyümeyi aşağı çeken başlıca unsurlar olmuştur.

Türkiye’nin ihracatı içinde önemli paya sahip ülkelerin büyüme oranları da söz konusu dönemde gerilemeye devam ederek zayıf görünümünü korumuştur. Olumsuz seyreden küresel büyüme performansının önümüzdeki dönemde de sürerek Türkiye’nin dış talebini baskılamaya devam edeceği öngörülmektedir.

Sermaye çıkışları yaşayan gelişmekte olan ülke para birimlerinin değer kaybetmesine bağlı olarak enflasyon bekleyişlerinde gözlenebilecek olası bozulmaların enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabileceği değerlendirilmektedir.

Mayıs ayı sonunda Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed), tahvil alımlarını yakın gelecekte sınırlandırma ve daha sonra da tamamen sonlandırma yönünde verdiği sinyaller nedeniyle küresel risk iştahının düştüğü, gelişmekte olan ülke finansal piyasalarında belirsizliğin ve sermaye akımlarının oynaklığının belirgin olarak arttığı gözlenmiştir.

Gelişmekte Olan Ülkelerde Parasal Sıkılaştırmalar Görülebilir…

Halihazırda gelişmekte olan ülkelerde görülen sermaye çıkışlarının önümüzdeki dönemde de devam etmesi durumunda, bu ülkelerin para politikalarında muhtemel sıkılaşmalar gözlenebilecektir.

Fed’in önümüzdeki dönem tahvil alımlarına ilişkin duruşunun, küresel para politikasının önümüzdeki dönem seyri ve dolayısıyla küresel büyüme görünümü üzerinde büyük oranda belirleyici olacağı değerlendirilmektedir.

Büyük ölçüde özel sektör tüketim harcamalarına bağlı olarak yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,8 oranında (yıllıklandırılmış) büyüme kaydeden ABD ekonomisinin, yılın ikinci çeyreğinde de büyümeye devam edeceği tahmin edilmektedir.

Avrupa’da Resesyon Devam Ediyor…

Euro Bölgesi’nde yaşanan iktisadi daralma süreci, yılın ilk üç aylık döneminde de devam etmiş ve bu dönemde GSYİH bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,1 oranında gerilemiştir.

Gelişmekte olan ekonomiler içerisinde ise Çin, yılın ilk çeyreğinde kaydetmiş olduğu yüzde 7,7’lik büyümenin ardından yavaşlamaya devam etmiş ve ikinci çeyrekte yüzde 7,5 oranında büyümüştür. 2013 yıl sonu itibarıyla, Çin ekonomisinin, yüzde 7,5’lik büyüme hedefinin altında kalma olasılığının belirgin olarak artmış olduğu değerlendirilmektedir. Hedefin altında kalınması durumunda, Çin’in, 15 yıl once yaşanmış olan Asya finansal krizinden bu yana ilk kez yıllık büyüme hedefinin altında kalacak olması dikkat çekicidir.

2013 yılına ilişkin Consensus Forecasts büyüme tahminlerinin Temmuz ayında, bir önceki Enflasyon Raporu dönemine göre belirgin bir şekilde aşağı yönlü güncellendiği görülmektedir.

2013 yılının ikinci çeyreğinde enerji fiyatları yüzde 4,7, endüstriyel metal fiyatları yüzde 9,8, tarım fiyatları yüzde 12, değerli metal fiyatları ise yüzde 23,8 oranında düşüş kaydetmiştir.

Başta Çin ekonomisindeki yavaşlama olmak üzere küresel iktisadi faaliyetin zayıf seyrine yönelik göstergeler ve Fed’in önümüzdeki dönem para politikası seyrine ilişkin yapmış olduğu açıklamalar, petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmaktadır. ABD ham petrol üretimindeki artışa bağlı olarak stoklarının yüksek seviyelerde seyretmesi de petrol fiyatları açısından olumlu bir görünüm oluşturmaktadır. Bununla birlikte, halen sürmekte olan ortadoğu kaynaklı politik riskler, petrol arzına yönelik kaygı oluşturabilecek bir unsur olarak dikkatle izlenmektedir.


Küresel enflasyon tahminlerine bakıldığında, aşağı yönlü güncellenen büyüme tahminlerine paralel olarak, gerek 2013 gerekse 2014 yıl sonuna ilişkin enflasyon tahminlerinin de, çoğunlukla, aşağı yönlü güncellendiği görülmektedir

27 Mayıs 2013 Pazartesi

IMF Küresel Ekonomik Görünüm Raporu


IMF geçtiğimiz hafta Nisan ayı “Dünya Ekonomik Görünüm”, “Küresel Finansal İstikrar” ve “Mali Monitör” raporlarını yayımladı. Bu raporlardaki ana mesajları aşağıda görebilirsiniz.  


Gelişmiş ülkelerde büyüme inişli çıkışlı kalmaya devam edecek…
Küresel ekonomik görünüm tekrar iyileşse de gelişmiş ülkelerde ekonomik toparlanmaya ulaşma süreci inişli çıkışlı kalmaya devam edecek. 

Gelişmiş ülkelerde aktivitenin 2013’ün ikinci yarısında kademeli bir şekilde toparlanması bekleniyor. Özel sektör talebi ABD’de sağlam görünürken; Euro Bölgesi’nde hala oldukça zayıf. Gelişmekte olan ülkelerde ise aktivite şimdiden hız kazandı.


Riskler ağırlıkla Euro Bölgesi kaynaklı…
Euro Bölgesi’nde en önemli kısa vadeli riskler: Uyum sürecinin uzaması, zayıf bilançolar, çekirdek ekonomilerde kırılan kredi kanalları ve Euro Bölgesi’nde güçlü ekonomik ve parasal birliğe yönelik yetersiz ilerleme. ABD ve Japonya’da ise riskler genel olarak orta vadeli maliye politikası ile ilgili.   

Gelişmiş ülkeler ekonomiyi canlandırmak için tüm adımları atmalı…
Gelişmiş ülkelerde zayıf talebi desteklemek amacıyla tüm ihtiyatlı politika önlemleri alınmalı. Ancak yüksek ülke (sovereign) borç seviyesi ile ilgili riskler maliye politikası hareket alanını sınırlıyor. 

Gelişmekte olan ülkelerde ise orta vadede biraz sıkılaştırma yapılması uygun görünüyor. Sıkılaştırma para politikası ile başladıktan sonra ihtiyatlı önlemlerle desteklenmeli.

Borçluluk oranlarını düşürme konusunda büyüme de önemli bir kriter…
Borçluluk oranlarını düşürmede hızlı bir ilerleme kaydetmek için ülke borcu üzerindeki faiz oranı ile ekonomik büyüme arasındaki farkın olası en düşük seviyede gerçekleşmesi kritik görünüyor. Birçok durumda potansiyel büyümeyi yükseltici yapısal reform uygulamaları için yer bulunuyor. Ayrıca yüksek borçlu gelişmiş ülkelerin faiz oranlarının düşük kalmaya devam etmesi ve piyasa güveninin sağlanması için politika tedbiri almaya devam edilmeli.

Japonya ve ABD’de orta vadede borç oranlarını düşürücü açık ve güvenilir plan olmaması önemli bir endişe kaynağı. Gelişmiş ülkelerde otoritelerin yapısal dengelere odaklanması gerekiyor.

Gelişmekte olan ülkelere yüksek sermaye akımı riski var…
Bugün geleneksel olmayan politikalara büyük önem verilse de yan etkilerin dikkatlice izlenmesi ve kontrol edilmesi gerekiyor. Öte yandan olumlu finansman ortamı gelişmekte olan ülkelerde iç finansal dengeye ilişkin artan zorluklar yaratabilir. Bazı ülkeler dışında değerlemeler tehlikeli seviyelere henüz ulaşmasa da küresel faiz oranının yükseldiği dönemde oluşacak hassasiyetin ve piyasa oynaklığının gelişmekte olan ülkelerde de artış gösterdiği görülüyor.

Düşük faiz ve alışılmadık politika önlemleri bileşimi “MP-plus” olarak tanımlanabilir. MP-plus finansal istikrarı sağladığı gibi bankacılık sektörünün yaralarını da sardı. Bu durum ekonomik büyümeyi tetiklese de bu politikaların süresi uzadıkça ekonomik koşullar finansal piyasalar için olası riskleri artırıyor. Bununla birlikte parasal genişlemeye dönük mesajlar gelişmekte olan ülkelere haddinden fazla sermaye akımı riski yaratabilir. Bu noktada, para politikasına çok fazla yük yüklendiği, mali politikaların, finansal sektöre dönük reformların ve uluslararası işbirliğinin de gündemde olması gerekiyor.   

Gelişmekte olan ülke bankaları  için ana zorluk büyümeyi desteklemeye devam ederken artan iç kırılganlıklara karşı ihtiyatlı olmak gibi görünüyor. Yeni piyasa ve düzenleyici ortam ayrıca küresel bankaların iş modellerini daha küçük, basit ve daha fazla ana ülkeye odaklı bir yapıya değiştirmeye itiyor.


Kur gelişmelerine karşın iç ve dış dengeyi sağlayıcı adımlar atılmalı…
Tüm ekonomiler için kura ilişkin endişelerle başa çıkmanın yolu iç ve dış dengeyi teşvik eden politikalar izlemektir. Dış fazla veren gelişmekte olan ülkeler kurlarının piyasada belirlenmesine izin vermeli, tüketim kaynaklı büyümeye  destek verecek yapısal politikalar uygulamalı.

Dış açık veren gelişmekte olan ekonomilerde ise sermaye girişlerini sağlıklı bir şekilde çekmeyi destekleyecek yapısal politikalara ihtiyaç var. Bu sermaye akımları ekonomilerin dengesini tehdit ettiğinde; ülkeler makro ihtiyati ya da sermaye hareketi yönetimi adımları ile geniş iç dengesizliklerin büyümesini engelleyebilirler.

Orta vadeli riskler daha çok aşağı yönlü
Senaryo üzerinde orta vadeli riskler: 
    1) Euro Bölgesi’nde oldukça düşük büyüme ya da durgunluk, 
    2) ABD ve Japonya’da mali sorunlar 
    3) gelişmiş ülkelerde beklentilerden daha az durgunluk ya da enflasyonda hızlı yükselme 
    4) geleneksel olmayan para politikasına ilişkin riskler 
    5) bazı büyük gelişmekte olan ekonomilerde azalan potansiyel üretim  





Nisan 2013 Tahminleri
Ocak 2013'e Göre Fark
Büyüme (%)
2012
2013
2014
2013
2014
Dünya
3.2
3.3
4.0
-0.2
0.0
Gelişmiş Ekonomiler
1.2
1.2
2.2
-0.1
0.1
ABD
2.2
1.9
3.0
-0.2
-0.1
Euro Bölgesi
-0.6
-0.3
1.1
-0.2
0.0
Japonya
2.0
1.6
1.4
0.4
0.7
Gelişmekte olan piyasalar
5.1
5.3
5.7
-0.2
-0.1
Orta ve Doğu Avrupa
1.6
2.2
2.8
-0.3
-0.4
Ortadoğu ve Kuzey Afrika
4.8
3.1
3.7
-0.3
-0.2
Çin
7.8
8.0
8.2
-0.1
-0.3
Rusya
3.4
3.4
3.8
-0.3
0.0
Brezilya
0.9
3.0
4.0
-0.5
0.1
Hindistan
4.0
5.7
6.2
-0.2
-0.1
Türkiye
2.6
3.4
3.7
-0.1
-0.3
Enflasyon Tahminleri (Ortalama, %)
Gelişmiş Ekonomiler
2.0
1.7
2.0
0.1
0.2
Gelişmekte olan piyasalar
5.9
5.9
5.6
-0.1
0.1
Petrol (US$, ortalama)
105.01
102.6
97.6
2.9
0.8


IMF Türkiye için yılsonu enflasyon tahminini %5.5’e indirdi…


IMF Türkiye’nin 2013 yılında %3.4; 2014 yılında %3.7 büyümesini öngörüyor. Türkiye gelişmekte olan Avrupa bölgesi içinde büyümenin en olumlu seyrettiği ülke olarak değerlendiriliyor. Bir önceki rapora kıyasla enflasyon tahminleri aşağı yönlü güncellendi. 2012 yılında ortalama olarak %8.9 olan enflasyonun 2013 yılında %6.6’ya yükselmesi, 2013 yıl sonunda ise %5.5 olması öngörülüyor. İhracat tahmini 2013 yılı için aşağı revize edilirken; 2014 için hızlanma öngörülüyor. 2012 yılında %6.0 olan cari açık/GSYH oranı 2013 yılı için %6.8 ve 2014 yılı için %7.3 öngörülüyor. 2012 yılında %9.2 olan işsizlik oranının 2013 yılında %9.4’e yükselmesi bekleniyor.



Rapora göre Türkiye, 2011 yılında GSYH büyüklüğü olarak 18. büyük ekonomisi iken, 2012 yılında ekonomik büyüklükte Hollanda’yı geçerek 17. oldu.


IMF Türkiye Tahminleri
2012 Gerçekleşme
2013
2014
GSYH (Milyar TL)
1,427
1,570
1,722
GSYH (Milyar US$)
794
852
882
Kişi başına GSYH
10,609
11,236
11,498
Tasarruflar/GSYH
15%
14.2%
14.8%
Enflasyon (Yılsonu)
6.4%
5.5%
5.0%
İşsizlik oranı
9.2%
9.4%
9.5%
Genel yönetim bütçe dengesi/GSYH
-1.5%
-2.2%
-2.3%
Genel yönetim borç stoku/GSYH
36.4%
35.5%
35.4%
Cari işlemler açığı/GSYH
-6.0%
-6.8%
-7.3%
US$/TL* (Yıl ortalaması)
1.80
1.84
1.95
* Milli gelir rakamlarından tarafımızca hesaplanmıştır.